Suriye’de yanlış iliklenen düğmelerden söz eden Fehmi Koru; ‘İlk düğmeyi yanlış iliklediğinizi anladığınızda ne yaparsanız, Türkiye’nin de Suriye ve bölge politikalarında aynı şeyi yapması gerekiyor: Politikalarını yeni baştan belirlemeli… Rusya’nın veya ABD’nin kendi ülkelerinin çıkarlarını gözeten bölge politikalarını iyi hesap ederek Türkiye’nin çıkarlarına uygun yeni bir politik tavır belirlenebilir.
“Ver mehteri” anlayışının hakim olduğu bugünkü medya düzeni içerisinde o tavra ulaşılabilinir mi, kuşkuluyum, ama yine de başka çare yok. Allah kolaylık versin.’ diyor.

Beştepe’dekinin tartışmaları bitmeden gündeme giren saraylar konusunu ele alıyor T 24’te Yalçın Doğan; ‘Bu iktidarın söz konusu varlıkların korunmasını her an ve her yerde aşma eğiliminde olduğu, sır değil. Anayasa’ya aykırılık ortada… Burası hukuk devleti ise, Anayasa Mahkemesi kararını hiçe saymak mümkün değil. Ne Anayasa, ne hukuk devleti… Hukukun yerini keyfilik alıyor. İnsanlar “açım” diye intihar ederken… Kışlık saray, yazlık saray, uçan saray, yüzen saray… Bitmek bilmiyor… E, bu durumda elbette bankalardan kredi alırsın!’.

İş Bankası konusunun hisselerle sınırlı kalmayacağını yazıyor Sözcü’de Murat Muratoğlu; ‘Hedef sadece İş Bankası mı? Tabii ki hayır! Bizzat Erdoğan; “Bir başka şey daha var; Türkiye Şişecam” diye başlayıp, “İş Bankası’nın iştiraki. Dolaylı olarak bu nereye gidiyor? Onlara da gidiyor. Yani Şişecam’dan da Hazine’ye gelmesi gereken pay var” deyip niyetini çoktan açıkladı. İş Bankası’nı alana iştiraki Şişe Cam bedava… Paşabahçe, Trakya Cam, Anadolu Cam, Soda Sanayi de yanında…’.

Doksanlar doksanlar derken, insan hakları ihlalleri, baskı ve işkenceye günümüz Türkiye’sinden acı bir örnek veriyor Yeni Yaşam’da Ahmet Güneş; ‘Bir eylemin faili bulunamayınca evden biri alınıp işkence ile sorgulanır, delil üretilir hapsedilir. Her gün tekrarlanan bu sayı olup istatistiklerde kaybolan hayatların şahidiyiz. Şahit olmak yük getirir ama bir başka durumun da belirtisidir; tanık olan sanık olma ihtimalini beraberinde taşır. İtiraz olmazsa, ses olmazsa tekrarların bıkkınlığı dahi hükmünü kaybeder. Suçsuz olduğu bilimsel olarak kanıtlanan bir insanı savunmakla, sesine ses olmakla değişim başlayabilir. Yusuf Nakçi bu haksızlığa karşı kamuoyundan dayanışma bekliyor.’.

Yeni Asya’da Ahmet Battal, güncel gelişmeleri doğru okumak için 2012’den bir hatırlatma yapıyor; ‘Devleti koruma adına, bindiğiniz dalı kestirdiğinizin farkında değil misiniz? Uyanın ey AK Partili dostlar. Samimî olarak istiyoruz. Uyanın. Yirmi sene sonra, AKP’nin değil, ama sizin partinizin başlangıçtaki ana omurgasını oluşturan cemaatleri kökten biçen destroyer bir devleti el birliğiyle var ettiniz.’.

Günün öne çıkan yorumları Kronos Podcast yayınında: